Gideceğin yeri görmek...

Sessiz ve sakin bir yaz günü. Çevrede kimseler yok. Kıyıdan uzaklaşan bir sandal. Sandalda bir adam ve ve 3 küçük kız.  Adam nihayet kürek çekmeyi bıraktığında, kıyıdan neredeyse birbuçuk kilometre uzaktaydılar. Deniz, derinlerde koyulaşan rengi, görünen upuzun yapraklı yosunları ve belli belirsiz seçilen, hareketli canlılarıyla oldukça korkutucu görünüyor.

 

Adam itirazlara kulak asmadan çocukları denize atıyor ve tereddütsüz kıyıya doğru kürek çekmeye başlıyor. “Kıyıda görüşürüz” diye de sesleniyor.

 

İşte o adam benim babamdı!

Babam o gün bizi sandaldan atıp “kıyıda görüşürüz” diyerek uzaklaşırken çok korktuğumu ve ağlamak istediğimi biliyorum. Bir süreliğine babamdan nefret etmiş olabilirim. Bizi sevmediğini düşünmüş, hayal kırıklığına uğramış olabilirim. Bunları hatırlamıyorum. Hatırlayabildiklerim ; ablamın tekrar tekrar, yüksek sesle verdiği talimatlar; nefes nefese çabamız, bolca yuttuğum deniz suyu… Bizden uzaklaşan sandalın ve kıyıda, dallı güllü elbisesiyle yarı beline kadar suya girmiş bağıran annemin bölük pörçük görüntüsü.

 

Bugün bunu yazdığımdan anlayacağınız üzere  kıyıya ulaştık, evet! Aradan bu kadar yıl geçti, hala nasıl başardığımızı düşünürüm. Öncelikle durum tespiti yapalım;

 

  • Denizde 3 kız var, ve sadece en büyüğündaki yüzme biliyor, ki o da yeni öğrenmiş. Küçükler can yeleksiz, kolluksuz derinlere açılmak şöyle dursun, suya bile girmemişler. Önemli bir nokta daha, bu üç kız kardeşler :)
     
  •  Kızları denize atan adam (babam) ve kıyıda bağırınan kadın da annem yüzme bilmiyor. Hatta o güne kadar yaşananlara bakarsak, her ikisinin de, bel hizasındaki suda bile boğulabilme potansiyellerinin oldukça yüksek olduğunu söyleyebiliriz.
  •  En büyük kız, 2 yaz boyunca yüzme kursuna gönderilmiş. Hocalarının denetiminde can yeleksiz, kolluksuz suya girmişliği var. Baba bunu biliyor. Küçükler de öğrensin diye bu yaz onları da aynı kursa göndermiş. Fakat kurs o kadar kalabalık ki, küçüklerin suya girmesine pek izin verilmiyor kursta. Nadiren de olsa suya girdiklerinde de can yeleği, kolluk, vb gibi suya batmayı engelleyen tüm şeyleri giyip - belden yukarısı tamamen suyun dışında kalan küçük sumolar gibi - ellerine tutuşturulan köpüklerle, 15-20 dakika boyunca ayaklarını çırparak ,denizdeki havuzun bir ucundan diğerine gitmeye çalışırlardı. Genellikle gidemedikleri için de hocalar, sabırsızca köpüklerinden çekerek onları kıyıya çıkarırlardı. Baba bunu bilmiyor.
  • Önemli bir nokta daha: Üç kız da yaşamak istiyor! Sağ salim kıyıya ulaşmak, bir süre babadan nefret etmek, ona kapris yapmak ve, anneye olabildiğince naz edip, babaya karşı cephe almak istiyorlar. O kadar küçükler ki, henüz babalarını kürekle kovalamak gibi vahşi ama etkili hayaller kurabileceklerinin farkında değiller.
  • Kültürel bir gerçek olarak, büyük sözü dinlemek gerektiğine inanıyorlar. Hatta o an, mümkün olsa, ablalarına tapmaya hazırlar. Büyük abla, zaten otoriter bir yapıya sahip. Küçüklüğünden beri kardeşlerine göz kulak olma sorumluluğunu taşıyor.

Gelelim yolculuğa;

 

  • En büyük kız, küçük kardeşlerine sözlü talimatlarla yol göstermeye çalışıyor. Tüm yol boyunca talimatlarına aralıksız devam ediyor. Her ikisini de görebileceği bir açıda tutup sürekli takip ediyor.
  • Küçükler, ablalarının dediklerini yapmaya çalışıyorlar. Başlarda ağlama ve mızıldanmaya daha yatkın olsalar da, ablalarını izlemeye, dinlemeye istekliler. Zaten ablaları başka türlüsüne izin vermiyor. Örneğin : en küçük olan (yani ben)“boğuluyorum, beni tut!” diye bağırınca, abla daha baskın “seni tutamam. Kendin yapmak zorundasın! Gayet de güzel yapıyorsun. Sakın durma, devam et” diye bağırıyor. Ya da, “kıyıya varamayacağız!” diye yakınan kardeşine “Ne kadar yaklaştık, baksana! Çok az kaldı. Harika gidiyorsun.” diye güç veriyor.
  • Suyun içindeki debelenmeler, batıp çıkmalar arasında kıyıyı görmek, yarı beline kadar elbisesiyle suyun içinde dövünen anneyi görmek, sesini duymak motivasyonu artırıyor. Ayaklarına dolanan yosunlar ya da dokunup geçen yaratıklar dikkatlerini dağıttığında abla, hemen “kafanı suyun üstünde tut! Dibe bakma! O sadece bir yosun. Eline ağacın yaprağının değmesi gibi. Kıyıya bak! Ne kadar az kaldı görmüyor musun?” gibi sözlerle tekrar odaklanmalarını sağlıyor.

Evet. Biz o gün üç kardeş birlikte kıyıya vardık. Kıyıya varamayabilirdik ama bunu çok düşünmedik. O gün düşünmemiz gerekmiyordu. Çünkü başarmıştık. Yaptığımıza inanamadık, nasıl yaptığımızı o an bilmiyorduk,   ama yaptık.

 

Dediğim gibi, ben bu küçük hikayeyi oldukça fazla düşünürüm. Karşılaştığım yeni ya da güç durumlarda, başarılı olduğumda, başaramadığımda, profesyonel ya da özel hayatımda. Bugünkü aklımla iş dünyasına uyarlayabileceğim dersler şöyle;

 

DURUM ANALİZİ: Evet, hedef ve vizyon çok önemli. Nereye gideceğimizi bilmek kadar nerede ve hangi durumda olduğumuzu da bilmemiz gerekir. İşletmelerde sıkça karşılaştığımız durumlardan biri bu; çok şık, etkileyici vizyonlar ve hedefler görüyoruz. “Bugün bulunduğunuz yer”e gelince, işletme sahibi veya yöneticiler, suya atacakları insanların yüzme bilip bilmediğinden, hatta suda olduklarından bile habersiz..

 

HEDEF : Hikayemizde hedef hayatta kalmak; Kıyıya varmak. Bunun alternatifi yok. Vikinglerin gittikleri limanlarda, neden gemilerini yaktıklarını anlamak mümkün: ya hedef ya hedef, başka seçenek yok!!  Kurumlarda bu anlayış  çoğunlukla “hedefe ulaşırsan harika, ulaşamazsan bizimle değilsin” şeklinde yorumlanıyor ve süreklilik sağlanamayabiliyor. Bazen gerçekten seçenek olmayabilir, yani kurumun hedefe ulaşması tek seçenek olabilir. Bu durumda bile hedefe koşacak ekibin,  hedefi sahiplenmesini sağlamak,  “ya başarırsın, ya gidersin”den daha etkili bir yöntem.

Babamın bizi denize atarken “İşte orası kıyı. Kıyıya varırsanız ne ala.. Varamazsanız başka çocuk mu yok, yeni çocuklar alırızya da yaparız” dediğini düşünsenize..  Kıyıya ulaşmasını istediğiniz kimseye bunu söylemeyin.

 

EKİP : Ekip uyumu, etkinliği ve başarısının kurumun başarısı için ne kadar önemli olduğunu kabul ediyoruz. Öyle ekipler var ki, ekip olmayı bile başaramıyorlar. Öte yandan, öyle ekipler var ki, imkansız sayılabilecek şeyleri başarabiliyorlar. Ekibin büyüsü bambaşka birşey ; ya vardır, ya yoktur. Ekip ruhu olmadığı durumlarda zorla olmasını sağlayamazsınız. Durum analizi dahilinde ekibinizin durumunu - bir ekip olup olmadıklarını ve ekip olma  potansiyeli taşıyıp taşımadıklarını - bilmelisiniz.

 

LİDER : Ekibini iyi tanıyan, güçlü ve zayıf yönlerini bilip buna göre yön verebilen, gidiş yolunu, hızını, şeklini ustalıkla belirleyip ekibin uyumunu sağlayan bir lider.. Bunları yaparken “ben liderim, ne dersem o olacak” tavrından uzak, ekibiyle adım adım beraber ilerleyen, gerektikçe yeniden hedefe odaklanılmasını sağlayan, ekibinin başarılarını takdir ederken, zayıflıklarında destek olabilen bir lider. Gerçekçi, adil, saygılı bir lider..  (Böyle lider arayanlar için ablamın telefonunu verebilirim). Kurumların liderlerine ortam yaratmaları ve liderliklerini büyütmelerine destek olmaları çok önemli.

Liderlik üzerine o kadar çok konuşuluyor, yazılıyor, çiziliyor ki - bir ben kalmıştım yazmayan, o da bugün oldu. Bu da ekip kavramı gibi; sonradan olunabilecek birşey değil. Son dönemde türeyen yapmacık  “lider” taklitlerin ömrü, karşılaşacakları ilk gerçek zorluğa kadar sürebiliyor ancak. Örneğimize dönersek , ablam kurtarmak gayesiyle ikimizi de sırtına alabilirdi ve hep birlikte denizin dibini boylayabilirdik. Ya da “valla kusura bakmayın, keşke siz de yüzme bilseydiniz, o zaman birlikte yüzebilirdik” deyip kendisi kıyıya yüzebilirdi. Hangisi daha kötü, tartışılabilir ama sonuç ikisinde de aynı. Kurumuzdaki liderler, gerçek liderler mi?

 

LİDERİ TAKİP : Hedef belirli. Lider hedefe ulaşmak için rehberlik ediyor ancak takip edilmiyor. Her kafadan bir ses çıkıyor. “Neden oraya gidiyoruz ki? Bence yanlış. Bizim şuraya gitmemiz lazım” diyen mi ararsın. Ya da yanındakine “Evet, ayaklarını salla dedi ama, bak kimse sallamıyor, sen niye sallayasın  ki?” diyen mi? Hatta “Bana kimse ayak sallamam gerektiğini söylememişti. Bu benim iş tanımımda yok. Ben profesyonelim, o yüzden sallamıycam işte” diyen bile çıkabilir. Lider bakarken ayak sallayan, bakmazken bir marifet sanıp, ayak sallamayan ve (şükürler olsun ki) batan bile olabilir. Alternatif fikir, görüş üretmek ve sorgulamak çok önemli, ve bence mutlaka yapılmalı, ama doğru zamanda.  Hedef belirlenip yola çıkıldıktan sonra değil. Denize düşmüşüz ve üçte ikimiz yüzme bilmiyor. Bacağını sallamak iş tanımında yazsa ne olur, yazmasa ne olur. (Zaten bu kardeşimiz kıyıya varsa ne olur, varmasa ne olur?)

 

Bu da çok rastladığımız durumlardan. Limanda/kıyıdayken, nereye gidileceği, hangi rotanın takip edileceği, yolculuğa kimin kaptanlık edeceği belirlenirken yap sorgulamanı. Ama bir kere karar verilip yola çıkıldığında ya lideri takip et, ya da atla gemiden. Liderlere sorsak, en çok bu problemle uğraşmak zorunda kaldıklarını söylerler herhalde.

 

HEDEFİ GÖRÜNÜR KILMAK: Sadece hedef koymak yeterli değil, biliyorsunuz. Hedefin ekibinizin gözünde canlandırılması, oraya varıldığında nasıl hissedileceğini, nasıl olunacağını anlamalarını sağlamak gerekiyor. Bütün ekip aynı resmi göremiyor her zaman; kimisi ilgilenmiyor, kimisi başka birşey görüyor, kimisi zaten burnunun ucunu göremiyor. Bu çok doğal. Ekipteki birkaç kişinin görmesi başlamak için yeterli olabiliyor. Yola çıktıktan sonra, yolculuğa, liderin başarısına, ekibin uyumuna bağlı olarak gören/görmeyen sayıları değişebliyor. Örneğimizde kıyıyı görmek yeterli değildi, oraya varabileceğimize inanmak gerekiyordu. Çabalarken arada bir görüyorduk kıyıyı ve annemizi. Göremediğimiz zamanlarda da annemizin sesini duyabiliyorduk. Gücümüzün tükendiğini sandığımız zamanlarda,  çabalamaya devam etmek için gereken enerjiyi bu sağlıyordu.

 

Peki ya hedefe giden yol böyle dümdüz değilse?  Engeller varsa mesela, ve göremiyorsak hedefimizi? O zaman ne olacak?  

 

Liderin en önemli görevi hedefi bir şekilde görünür kılmak. Hedefi hissetmek, ona koşanları motive eden, koşmalarını etkinleştiren önemli faktörlerden biri. Liderin başarısı ağırlıkla buna bağlı; hedefi  görünür kılabilen liderlerin ekipleri daha etkili, uyumlu çalışabiliyor, zorlukları daha kolay aşabiliyor.  Liderin başarılı olması kurumun başarılı olması demek.

 

GÜVEN : Güven,  insanların,  bu mekanik süreci içselleştirmesini sağlayan en önemli faktör. Ancak ve ancak ekibine, şirketine, liderine güven duyuyorsa ekip oluşabiliyor, hedefe koşuluyor ve başarılı olma ihtimali yükseliyor. Herhangi bir aşamadaki güven zedelenmişse, yeniden inşa edilmesi o kadar zor ki, neredeyse imkansız denebilir. Peki şirket ekibine güveniyor mu?

 

Biz kıyıya vardığımızda babam denize arkasını dönmüş kitap okuyordu. Çenelerimiz takır takır birbirine çarparken ne kadar korktuğumuzu, nasıl da kıyıya ulaştığımızı, aslında ne kadar zor bir şeyi başardığımızı, az kalsın ölecek olduğumuzu anlatmaya çalışıyor, bir yandan da ağlıyorduk. Babam yattığı yerden:  “Şşşşt. Ne var yani? Önünde sonunda gelecektiniz. Sessiz olun, kitap okuyorum” demiş, kafasını kaldırıp yüzümüze bile bakmamıştı.

 

Siz yine de başarıya ulaşan ekibinizin, her seviyede takdir edilmesini sağlayın, bakmayın babama.

 

SONUÇ :

 

Gelelim size ve sizin sahip olduğunuz, yönettiğiniz, ya da içinde çalıştığınız kuruma..

Nasıl, herşey yolunda mı? Çalışanlar uyumlu, ekipler verimli, liderler başarılı mı?

 

Zorlu piyasa koşullarında ne zaman fırtınaya yakalanacağınızı, denize düşeceğinizi  bilemezsiniz. Her an olabilir. Asıl marifet, bu olduğunda hala ayakta kalabilmek. Ayakta kalabilecek, hatta sizi tekrar limana getirecek ve yeni bir yolculuğa hazırlayabilecek yapıyı oluşturabilmek.  Bunun için önerim üç temele odaklanmanız ;

 

Gerçekçi hedef, güven ortamı ve iyi liderler.

 

Bu üçü varsa  her türlü zorluğu aşabilir, rakiplerinize ciddi fark atabilirsiniz. Kalan herşey; başarılı ekipler, motivasyon, bağlılık,  kurum kültürü,  bu üçlünün varlığında, doğal olarak oluşuyor.  Kolay gibi, ne dersiniz?

 

Halide Şerif BODUR

Makaleler

DESIGN THINKING

Geleceğin tasarım yöntemi

Herkesin dengesi kendine...
İnovasyon kültürü oluşturmak

Duyurular

ÇYDD bursiyerlerizı tamamladık.
EXPRESS programı

DT EXPRESS Programı

Her türlü sorularınız için bize yazın.

 

TOP
WhatsApp Bize Ulaşınız WhatsApp